İZNİK ULTRA 90K RAPORU

Eda OK

Geçen sene 50K koştuğum, yeşilliğiyle yıkandığım, mesafesiyle sınandığım İznik Ultra’ nın acaba bu defa 90K parkurunu mu koşsaydık? Sibel ile niyetimiz böyleydi, Sibel bu isteğini başka zamana erteleyip kaydını 55K parkuruna çekti, ben de epey düşündükten sonra kaydol gitsin diyerek yarışa kaydımı yaptırdım.

Yaklaşık dört buçuk saat süren Ankara İznik yolcuğundan sonra doğrudan İznik merkezde yer alan kayıt alanına geçerek çanta kontrolümüzü yaptırdık, çipimizi tişörtümüzü aldık. Çanta kontrolünden 50 tanesini 3 tl ye aldığımız plastik bardakları geçirememenin verdiği üzüntüyü tatmayan kalmadı sanırımJ ayrıntısına girmiyorum o yüzden. Teknik toplantıya yetişemedik ama 160 koşucularının startını izleme şansımız oldu. Gerçekten büyük cesaret, hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum…

Konaklama için bir önceki sene DSİ lojmanlarında üç arkadaş bir odayı paylaşacak şekilde kalmıştık, bu sene de aynı şekilde kalmaya karar verdik. Organizasyonun yarış startına kaldıracağı araçlar İznik Merkezde, DSİ lojmanları buraya yürüme mesafesi değil. O yüzden ya taksiye binmeniz, ya da erkenden kalkıp sizi arabayla bırakacak arkadaş bulmanız gerekiyor.(Teşekkürler Merve 😊)

90K startının verileceği Örnekköy’ e vardık. Burada dağlara baktıkça inceden bir korku sardı, tepede kar yağıyormuş diyenler, köpekler adam yiyormuş diyenler derken başladık koşmaya. Başlar başlamaz sağanak yağışa da yakalandık, ilk darbeyi orda yedik. Asfalt bitti zeytin bahçeleri başladı burada da yol boyu gayet sıkı fıkı olacağımız çamur deryasına inceden daldık. O hep söylenen dere geçişi artık çıtır çerez kalmıştı, bastık geçtik.

İlk kontrol noktası Solöz’ e vardık, burada çok az fıstık vs yiyip devam ettik. Solöz ile Narlıca arasında artık işin şakası kalmamıştı, hava şartları epey zorlu hale geldi. Burada artık tırmanışa da başlamıştık, bu tırmanışı hızlı yürüyerek devam ettik. Yol boyu manzara muhteşemdi, bu arada artık 160K koşucuları ile karşılaşmaya başladık. Muhteşem bir azim gerçekten, başarılar dileyerek yanlarından geçtik.

Narlıca’ ya kendimizi atınca biraz çorba içtik, bir şeyler yedik. Yarışın bundan sonrasında yaklaşık 2,5 saat sürecek bir tırmanış olduğunu söyledi görevliler, bu tırmanışı geçen sene 50K parkurundan az çok hatırlıyorum. Müşküle kontrol noktasında bir tek su olduğu için yaklaşık 19 K boyunca aç kalma ihtimaline karşı burada yeterli beslenmek önemli. Yarışa kendisine yaptığım tüm ikazlara rağmen tiril tiril koşu kıyafetleri ve havlu çorapla başlayan Kürşat arkadaşımın üstünü değişmesini bekledik 😊 (biz bunları anlattık, kar görünüyor dedik) Müşküle tırmanışı ve iple iniş yerleri başladı, 55K koşucuları bizden önce geçtiğinden her yer daha da kaygan haldeydi, bulduğumuz her dala tutunarak devam ettik. Neden bilmiyorum ama ben bu kısmı geçen sene de çok sevmiştim, bu sene de sevdim.

Süleymaniye kontrol noktasından önce güzel bir iniş vardı, o inişin hayaliyle yanıp tutuşurken, o da ne? İniş var ama aslında yok, çamurdan gidilmiyor. 😊 Bir helva yanında çorba hayaliyle vardık Süleymaniye’ ye. Bu noktada çorba yokmuş meğerse, olanları mideye indirdik. Sanırım bir ara görevliler benim sonra geleceklere bir şey bırakmayacağımdan korktu 😊 arkamdan ocağımıza incir ağacı diktin demiş olabilirler. 19K bir şey yemeyince insan acıkıyor napayım yani. Dört dilim kek, fıstık, zeytin, peynir, çerez yiyip kola içtikten sonra buradan da ayrıldık. Bundan sonra geneli asfaltta yine bir tırmanış. Bu sefer de amaç Derbent’ e varmak. Derbentten sonrası iyilik güzellik. Derbent’ e vardığımızda artık hava kararmaya başlamıştı, kontrol noktasında görevliler kafa lambamı takmamda ve yeleğimi giymemde yardımcı oldular. Karnım aç değildi ve bir an önce artık bitirmek istediğimden burada çok oyalanmadım. Sobanın başında oturup yemek yiyen Kürşat’ ı dışarı çıkmaya ikna etmekle biraz uğraşıp sonra onu bırakarak devam ettim. Hava ne kadar soğuk olsa da hareket halindeyken adapte olunuyor ama soba yanan bir ortamdan çıkınca gerçekten çok üşütüyor. Sülaymaniye’ den sonra bu yüzden üşüyüp eldivenlerimi takınca ısınmıştım. Derbentte yanıma aldığım uzun kollu üstü giyerim diyordum ama üstümü değiştirmekten vazgeçtim ve devam ettim. Köyün çıkışında geçen sene asfalttan karşıya geçtiğimiz bir yer vardı, önümde 4 koşucunun yine oradan dümdüz gittiğini görünce yolumu şaşırdım. Bir an tereddütten sonra yerdeki işaretlerden anlaşılan şekilde gitmeye karar verdim. Sanırım bu yol direk karşıya geçilene göre 700 metre falan fark ediyor. Ama kural kuraldır, kimseye ispatlayacak bir şeyimiz olmadığına göre en azından kendimize dürüst olmak adına işaret neredeyse oradan koşmalı. Yaklaşık yarım saat sonra artık hava karardı, kafa lambalarını açma zamanı. Ben kafa lambamın pillerini değiştirmemiştim nasıl olsa yeter diye. Ondan mı yoksa gerçekten mi aydınlattığı alan kısıtlı bilmiyorum, kafa lambamla işaretleri takip etmekte zorlandım. Bir daha gece koşulacaksa kafa lambası önemsenmeli diye aklıma notumu düştüm, gerçekten çok önemli ihmal etmeyelim.

Kürşat arkamdan yetişmişti ama ayağı şiştiği için sadece yürüyebiliyordu, bir süre ona uymaya çalışsam da yürürken daha çok üşüdüğümden bırakmak zorunda kaldım.(üzgünüm Kürşat 😊) artık İznik uzaktan görünüyordu ve keyifli bir iniş başlamıştı, bir süre sonra görevli Çamdibi kontrol noktası yönünü gösterdi, mesafede hata yapmıştı ama olsun. Çamdibi’nde çok oyalanmadan ve sarmalardan sadece bir tane yiyebilerek çıktım, bundan sonrasını yürü koş yaparak finişe geldim. Finişte 90K kadınlar birincisi olduğumu söylediler, o da günün ayrı bir hoşluğu oldu. Bu yarışın en güzel tarafı sağlıklı ve güçlü bitirmekti benim için. Yarıştan önce ve sonra bana destek olan, tebrik eden, gurur duyduklarını söyleyen canım arkadaşlarım, iyi ki varsınız.

*Ben henüz hiç jel kullanmadığımdan bu yarışta da kullanmayı tercih etmedim, ishal olmaktansa güçsüz kalmayı tercih ettim 😊neyse ki kalmadım. Kontrol noktaları haricinde gıda da almadım.

*Kontrol noktalarında olan helva hayat kurtardı, resmen çiğnemeden yutuluyordu 😊

*Yarışlarda genelde mide problemi yaşıyordum, bunun tuz eksikliğinden kaynaklı olabileceği düşüncesiyle Nuriye’ nin verdiği kaya tuzlarını almaya çalıştım, bence işe yaradı bilimsel gerçekliğini bilemiyorum. Teşekkürler Nuriye 😊

*Yarışa giderken şortla koşacağımdan emindim, ne iyimserlik. Son anda yarım tayt ve kalenjinin kompresör çoraplarını almayı akıl etmiştim, ikisi bir arada uzun tayt gibi oldu ve onlarla koştum. Şortla koşsaydım büyük ihtimalle yarışı bırakırdım. Üstümde tişört ve Columbia markasının yağmurluğu vardı. Bu yağmurluk biraz kalın ilk etapta sıcak olacağından korkup rüzgarlık giyecektim ama iyi ki bu kararımdan dönmüşüm, yol boyu çok rahat ettim. Çantamda da bir çorap, uzun kollu üst ve bir tişört vardı, onları giymeme gerek kalmadı ama insana kendini güvende hissettiriyor. Taşımanın zararı yok. Kıyafet çok çok önemli. Bir de yağmur ihtimaline karşı çantamdaki her şeyi kilitli poşetlere koymuştum, çantanızda ayrıca koruyucu bir şey yoksa öneririm.

Her şeye rağmen harika zaman geçirdim, bıkmadım, hayatı sorgulamadım, bitirmek istedim, bitirdim. İnsanın dayanma gücü gerçekten tahminlerin ötesinde olabiliyor. Bu hava şartlarında koşan tüm arkadaşlarımı tebrik ederim…

90K Kadınlar Genel 1.lik