İznik Dağ Maratonu: Gittim, Koştum, Geldim

Koşuya yaklaşık bir sene önce Mart 2014’de başladım. O zaman bana “bir sene sonra dağ maratonunda koşacaksın” deselerdi güler geçerdim, hatta dalga geçiyorsunuz diye sinirlenirdim bile!!!. Peki, nasıl oldu da İznik Dağ Maratonu’nda koşmuş bulundum?

Aslında her şey 27 Eylül 2014’de katıldığım Frig Vadileri Ultra Maratonu’nda KOŞUKADINI Armağan ile tanışmamla başladı diyebilirim. O zamana kadar Ankara’da koşu tutkusu olan insanlardan bihaber tek başıma İstanbul Maratonu’na hazırlanıyordum. Armağan tamamen sosyal medya üzerinden haberleşip, çoğunlukla ODTÜ’de koşan grubun kurucusuydu. Frig Vadileri Ultra Maratonu sayesinde ben de Ankara’da tek başıma koşmak zorunda değildim artık. Ankara Koşuyor grup koşularına düzenli olarak katılmaya başladım ve Emre ile tanıştım. Emre de benim gibi İstanbul Maratonu’na hazırlanıyordu. Benzer sürede tamamlamayı hedeflediğimiz için İstanbul maratonunda birlikte koşmaya karar vermiştik ve koştuk da!

İstanbul2014

İstanbul Maratonu’nu tamamlamış ve 2015 yılı için yarış planları yapmaya başlamıştık. Bu sene daha çok patika ağırlıklı yarışlara katılmak istiyorduk. İznik de bunlarda biri oldu. Ancak ekip ile tanışmasaydım kesinlikle burada koşma kararı almazdım. Çünkü bu sporda çok yeniydim ve bu mesafeyi ve yükseklik kazanımını sorunsuz bir şekilde tamamlayabileceğimi düşünmüyordum. Bu noktada Emre’nin bana çok büyük desteği oldu: “birlikte koşarız, en kötü yürüyerek tamamlarız, antrenman gibi koşarız, Türkiye’de takip ettiğimiz koşu duayenleri ile tanışırız vs…”.

Sonuç olarak yarışa kaydolduk ve koşmaya karar verdik. Ancak benim aklımda hep yarışı sorunsuz bir şekilde tamamlayabileceğime dair bir şüphe vardı. Ayrıca herhangi bir süre hedefi olmamasının da yarış motivasyonu üzerinde olumsuz bir etkisi vardı. Haliyle yol yarışlarına alışkındım ve katıldığım yarışları hangi süre ile tamamlayacağımı 1 2 dakika yanılmayla bilebiliyordum.

17 Nisan Cuma günü Ergün abi, Emre ve ben Ankara’dan yola çıktık ve fuarın en canlı olduğu saatlerde aksam 7 gibi İznik’te olduk. Kaydımızı yaptık, fuarda dolandık, Türkiye’de isim yapmış ultra maratoncular ile sohbet etme ve tanışma fırsatı bulduk ki bence bu yarışın en büyük katkılarından biri budur.

Geç olmadan otelimize yerleştik her yarışta olduğu gibi yatmadan yarışta kullanacağım ekipmanlarımı hazırladım ve kontrol ettim. Cumartesi sabahı oldu, yarışa başlamak için Narlıca yolunu tuttuk. Bugüne kadar katıldığım yarışların hiçbirinde bu denli kaygı duymamıştım. Yeteri kadar uzun koşu yapmıştım ancak 1400 metre yükseklik kazanımı gözümde inanılmaz büyüyordu. Bence patika antremanlarım yeterli değildi ve yarış sırasında bunu ciddi hissedecektim.

Ali-Emre

Yaklaşık 20-25°C’da saat 12:00’da güneş altında start verildi. İstanbul Maratonu’ndaki gibi Emre ile birlikte başladık. İlk 4km hafif inişli idi ve yarış heyecanı ile çok hızlı geçti. Daha sonra o korktuğum tırmanışlar başlamıştı. Emre’nin ısrarları üzerine Müşküle Köyü’ne kadar yavaş da olsa birlikte koşarak çıktık yokuşları. Ancak nabzımı kontrol ettiğimde 180’i bulmuştu ve böyle bir yarış için daha yarışın başında bu nabzı görmek benim adıma çok yanlıştı. 10.km’ye kadar birlikte gittik sonra Emre koptu gitti. Daha sonra daha kontrollü gitmeye başladım.

Ali-Emre

Yokuşlarda yürüyor eğimsiz yerlerde gücümün yettiğince koşmaya devam ediyordum. Bu arada sık sık 1lt’lik sırt çantamdan su yudumlamayı ihmal etmiyordum, çünkü güneş yıpratıcılığını her geçen dakika daha fazla hissettiriyordu. Yokuşları çıktıkça manzaranın güzelliği ile hayrete düşüyordum. Her yer yemyeşildi. İznik Gölü’nün manzarası da yükseldikçe güzelleşiyordu. Yeşilliklerin arasından Süleymaniye istasyonuna (16.km) yaklaşıyordum yavaş yavaş. İstasyonda bir kaç kilometre önce çeşmeye rastladığım için çok zaman geçirmeden sırt çantamdaki suyu doldurup bir kaç zeytin ve cips yedikten sonra yola koyuldum.

Buradan sonra yarış biraz daha yalnızlaşmaya başladı. İnsanlar arasındaki mesafeler git gide açılıyordu. Yer yer 80k, 130k koşucuları ile karşılaşıyor, takdir ve hayret içeresinde kalıyordum. Bir ara İtalyan bir kadın koşucu ile birlikte koşmaya, sohbet etmeye başladık. Yarışın bu bölümleri çok hızlı geçti. Yer yer o önden koşuyor ben onu yakalamaya çalışıyordum. Ara sıra da o benim arkamda kalıyordu. 32km’deki Derbent İstasyonu’na birlikte girdik. Kola, muz, cips ve su takviyesinden sonra yola devam ettik.

Ali_01

Yerleşim yerlerindeki halkın, özelliklede teyzelerin desteği inanılmazdı. Hele bir de kadın yarışmacı gördükleri zaman daha bir coşkulu alkış tutuyorlardı. Son 10km’ye kadar birlikte bu şekilde devam ettik. Daha sonra o biraz hızlandı ve benim ona yetişecek motivasyonum kalmamıştı (46k kadınlar birincisiymiş kendisi).

teyzeler

Yarışın ortalarında, geçtiğimiz balçıklardan kaynaklı su toplaması çok canımı sıkıyordu. Her adımda yarışın bir an önce bitmesini istemeye başlamıştım. Son 10-12kmlik kısım inişlerden oluşmasına rağmen bacaklarımdaki yıpranmadan dolayı yokuş aşağı bile çoğu zaman yürüyerek indim. Sonunda son 6kmlik düz asfalt kısma gelmiştik. Yol yarışlarına daha çok alışkın biri olarak açıkçası asfaltı görünce biraz sevindim. En azından bundan sonra iniş ya da çıkış olmayacaktı. Kafamda sürekli hesaplar dönüyordu. 6:00 pace ile gitsem sadece 36dk kalmıştı artık. Yarış sırasında ara ara açtığım ve temposu dakikadaki adım sayıma göre ayarlanmış şarkı listem en çok burada işe yaradı. Son köşeyi de dönüp İznik Gölü’ne paralel koşmaya başladım. Artık 700 metre kalmıştı ama zaman inanılmaz yavaşladı bu 700 metrede. Sürekli saate bakıyor Finish yazısını görmek istiyordum artık. Ama bir türlü saatteki mesafe artmıyordu. Sonunda uzaklardan Finish yazısını gördüm ve yarış o an bitti.

ali_finish

Finish i geçtim, suyumu ve madalyamı aldım, yakındaki bir sandalyeye oturdum ve şaşırdım. 5 saat 18 dakika hiç durmadan güneş altında ine çıka hareket etmiştim. Şaşkınlığımın çoğunu bu iradeyi 20 saate yakın sürdürebilen diğer kategorideki yarışmacılar oluşturuyordu…

Özetle çok yokuş çık in, az çamur, az dere, az diken, çok güneş, bol toprak, bol manzara yeşil-mavi-beyaz (Uludağ), alkış tutan teyzeler ve el çakan çocuklarla dolu bir yarış oldu.

Son olarak, öncelikle bu güzel organizasyonu düzenleyen Macera Akademisi’ne teşekkür ederim. Başka zaman gidemeyeceğim yerleri, zor da olsa koşarak gördüm. Ayrıca, bu yarışa hazırlanmamda bana destek veren öncelikle Emre’ye ve Serkan’a, sonra da tüm destekleyen Ankara Koşuyor ekibine teşekkür ederim.

Ali İhsan Özek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s