RUNATOLIA 2015’de Bir Maraton Hikayesi

İlk maratonumu 16 Kasım 2014 Vodafone İstanbul maratonunu koştuktan sonra bir süre uzun mesafe yarışı koşmayacağımı düşünüyordum. İstanbul’da ilk maratonun ne olduğunu bile bilmeden kendime koyduğum hedef biraz fazla gelmiş ve hatalar zincirinin son halkası olarak koşa yürüye 3:41:39’lık süre ile varış çizgisinden geçmiştim. Dahası ilk maratonumu bitirmeme rağmen hiç mutlu olmamış, bir o kadar da moralim bozulmuştu. Maratonun verdiği yorgunluk ve moral bozukluğu yüzünden koşmak istemiyordum.

Aşağı yukarı maratona benimle beraber hazırlanan, katılan ve aynı şeyleri yaşayan iki arkadaşım (Tolga ve Gökhan) ise tam tersi daha terimiz soğumadan, “bundan sonra nerede maraton koşsak?” sohbeti yapıyorlardı. Bir hafta sonra Antalya Maratonuna (Runatolia) ekip olarak (Kelebek Running Team) katılmak istediklerini söylediklerinde şiddetle karşı çıktım. Hala yorgundum ve ciddi ciddi bir antrenman yapmak istemiyordum.

Sosyal medyadan fark ettiğim Koşu Kadını grubunun ODTÜ Ormanı’nda patika koşusu yapacağını duyunca, değişik bir antrenman olacağı, maraton sonrası recovery idmanlarına destek vereceğini düşünerek 29 Kasım’da aralarına katıldım. Grup büyümüş, Koşu Kadını, erkeklerin de katılımı ile Ankara Koşuyor olmuştu. Gruptaki herkesle ilk defa orada tanışıyordum, ama sanki daha önceden beraber bir şeyler yapmışız gibi bir ortam vardı ve güzel bir patika koşusu ile o günün koşusunu tamamlamıştık. Koşmak yeniden eğlenceli bir hale dönüşüyordu.

Ankara Koşuyor ve Koşu Kadını ilk yarış olarak Atatürk’ün Ankara’ya gelişi anısına yapılan 79. Büyük Atatürk Koşusuna katılmayı planlıyordu ve ben de kendimi bu yarışın içinde buldum. 10800 m lik parkuru 42:29 luk bir sürede geçmiştim.

Bu koşunun ardından bir e-posta ile Runatolia 2015’e kaydımın yapıldığını öğrendim. Gökhan emrivaki yapmış, Tolga ile beraber üçümüzün kaydını yaptırmıştı, hem de “Kelebek Running Team” olarak. Birkaç hafta bu işten kaçmaya çalışsam da eşimin desteği ile bir maraton daha koşmaya karar verdim. Ben Antalya’da maraton koştuktan sonra bir iki gün tatil yapıp dönmeyi planladık. Bu durumda bir maraton hazırlık programı yaptım ve tekrar düzenli antrenmanlara döndüm.

Planıma göre haftada dört gün idman yapacaktım, bu idmanların kısa rahat koşularını Ankara Koşuyor ile birlikte yapmak iyi geliyordu. Daha sonra uzun mesafe ve interval antrenmanlarımın saatini gruba uydurmaya çalıştığımı fark ettim. Antrenman sürelerimiz ve mesafelerimiz aynı olmasa bile birlikte başlıyorduk, başlangıç öncesi kısa sohbetler ayrı bir keyif haline dönüşmüştü.

İnsanın hayatında her şey isteği gibi gitmiyor. Ocak ayının ilk haftasında yaşadığım hastalık bir türlü geçmiyordu. Geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı koşularımı engeller hale gelmişti. Ve Şubat ayı, hiç bu kadar uzun süre hastalanmamıştım, üstelik bir de öksürük başlamıştı. Özellikle koşulardan sonra neredeyse nefes alamayacak halde öksürüyordum. Ama doktora da gitmek istemiyordum. Bu sebeple bir ya da iki hafta bazı koşu idmanlarımı da yapamadım. İdman programıma göre son iki hafta artık koşularım hafifleyecekti, ben de bu iki hafta daha dikkatli giyinip, dinlenip, beslenip iyileşeceğimi umut ediyordum. Ancak bir sorun vardı kendimi İstanbul Maratonu öncesinden daha kötü hissediyordum hem fiziksel hem de zihinsel olarak.

Bu koşullarda Ankara Koşuyor ve Koşu Kadını ekibinin desteğiyle yarış gününe kadar geldim. Tatil planımız olduğu için eşim, oğlum (6 yaş) ve kızım (4 yaş) ile birlikte cumartesi sabahı araba ile yola çıktık. Hava durumu çok iyi gözükmüyordu, bir yağmur bir güneş derken Antalya’ya geldik. Burada hava günlük güneşlikti. Koşu için almamız gereken çipler için Lara’ya gitmemiz gerekiyordu, bir alışveriş merkezinde dağıtım yapılacaktı. Oraya gidene kadarki Antalya trafiği bizi bezdirdi, 525 km yol gelmiştik ama son 4 km’yi gidemiyorduk. İçimden “maraton da böylemi geçecek acaba?” diye geçirdim. Hala anlamıyorum neden? İstanbul’da da böyle olmuştu, maraton fuarı şehrin bir köşesinde yarış başlangıç yeri bir köşesinde!

tolga5 tolga4

Ve evet, çocuklu ailelerin başına gelebilecek şeyler bizim de başımıza geldi. Kızım ateşlendi. Makarna partisinden çıkınca Ankara Koşuyor ile buluşmayı planlıyorduk ki bu hastalık planları bozdu. Böylece bir an önce otele dönme kararı aldık. Kızım Antalya’ya koşmak için gelmişti. Önceki senelerde organizasyon içinde minikler koşu yarışı yapılıyormuş ama bu sene yoktu. Oysaki kızım herkesten daha çok koşmak istiyordu, üstelik bir de hastalanmıştı.

Otelde biraz dinlendikten sonra son idmanım olan 15 dakikalık kısa koşum için hazırlandım ve sahil yoluna koşmak için çıktım. Güzel hava gitmişti, koşu sonunda artık yağmur yağıyor ve rüzgâr da insanı üşütüyordu. Değişken havaları zaten sevmem, ama bu uzun mesafe koşuları içinde kötü bir haberdi. Nasıl giyinecektik? İnce olsa bir dert kalın olsa bir dert.

Sabah planladığım gibi 6 da kalktım ve güçlü bir kahvaltı yaptım, yarış 9 da başlayacaktı. Son lokmamı 7 de tamamlayacak ve 8 gibi otelden yarış alanına geçecektik. Bu sırada Koşu Kadını Anıl geldi ve kahvaltıda bana eşlik etti. O da ilk yarışını (10km) koşacaktı. Onunla sohbet etmek beni yarış stresinden uzaklaştırmıştı.

Kahvaltıdan sonra tekrar odaya çıktım. Eşim de çocukları hazırlamış kahvaltıya inmeye hazırlanıyordu. İşler bir gün önce konuştuğumuz gibi gidiyordu. Kızımın da ateşi düne göre daha hafifti. Buna çok sevindim ve moralim yükseldi. Oğlum ‘Baba koştun mu yoksa’ diye üzgün üzgün sordu. Ben de yarışa beraber gideceğimizi onların beni uğurlayacağını söyleyince bana güzelce sarıldı. Kızım da kenardan ‘Baba bu sefer daha önde gel tamam mı?’ diyordu. Bu sözü o gün yarış boyunca aklımdan çıkmayacaktı.

Yarış Cam Piramit’in önünden başlayacaktı. Daha önce sözleştiğimiz gibi Koşu Kadını ve Ankara Koşuyor ile 8:15 de buluştuk, resimler çekildik. Yarış saati yaklaştıkça hafif hafif ısınma hareketleri başladı ben yarış çantamı vermek için içeri gidip geri geldiğimde herkes dağılmıştı. Son anda Emre’yi gördüm. O da ayağı sakat olmasına ve düzenli koşu idmanı yapmamasına rağmen 21 km koşacaktı. Bir süre beraber yürüdük, sonra o daha ısınmadığı için benden ayrıldı. Eşim, oğlum ve kızım starta 10’ kalana kadar ayrılamadık. Ben de kendimi hiç koşmaya hazır hissetmiyordum. Ama sonunda ayrıldık ve ben kalabalığın arasına karıştım.

Koşu planım, İstanbul’daki hataya düşmemek için yavaş başlama üzerineydi. Başlangıç tempom 5:04 olacaktı ve her km de biraz hızlanacaktım. Kalabalığın sol tarafında kendime bir yer buldum. Tanıdık kimse yoktu bir an kendimi yalnız hissettim. Sonra birden önümde Mete’yi Onur’u Serkan’ı gördüm. Onların önünde de Ali ile Emre vardı. Onlar da 21 km koşacaklardı. Aramızda 3-5 kişi vardı. Artık yalnız değildim ve yarış başladı.

Kalabalığın inanılmaz bir enerjisi var ve bu enerji hiçbir şey yapmasanız sizi 2-3 km götürüyor. Ama ben yavaş başlamalıydım ve öyle de yaptım yalnız bir sorun vardı. Daha yarış yeni başlamıştı ve benim nabzım çok yüksekti ilk 500m de 160bpm olmuştu. Bunu görünce bir daha nabzıma bakmama kararı aldım.

tolga2

Harika bir hava ile birlikte koşuyorduk ve ben hedeflediğim tempoda başlamıştım. Ekip de hemen önümde koşuyordu ama hafif hafif aramız açılıyordu. İçimden bir ses ekibi yakalayıp yarı maraton dönüşüne kadar birlikte koşmamı dedi. Ama hayır onu dinlememeliydim ve tempomu korudum, derken önümde Gül’ü gördüm o da ilk yarı maratonunu koşacaktı. Yanında geçerken konsantrasyonunu bozmamak için bir şey söylemedim. 4. ya da 5. Km’lerde Sevgi biraz önümdeydi ve onun da önünde Serkan koşuyordu. Bir ara yaklaşsam da onlar tempolarını arttırınca mesafe tekrar açıldı. Her km’de bir önceki km’nin geçişini kontrol ediyor ve tempomu planladığım gibi azar azar arttırmayı çalışıyordum 9. km ye geldiğimizde artık 4:55 temposunu görmem gerekiyordu ama biraz fazla hızlanınca Sevgi’nin yanına geldim ve geçerken ‘çok iyi gidiyorsun’ diye seslendim daha sonra da Serkan’ı yakaladım temposunun iyi olduğunu söyledim. O da onayladı bir süre beraber koştuk. Bu arada yarı maraton dönüşleri başlamıştı. Bu kısım da karşıdan gelenlere bakıyor ve tanıdıklarıma destek çıkmak için sesleniyordum. Bu karşılıklı selamlaşmalar ve seslenişler beni de motive ediyordu.

Yarı maraton dönüşünü geçtikten sonraki ilk su istasyonunda muz gördüm ve hemen bir tane alıp yedim. Diğer istasyonlarda da olacağını düşünmüştüm ama o ilk ve tekmiş. Bu benim için hayal kırıklığı oldu. Sadece su ve sünger bir iki istasyonda da dörde bölünmüş portakal parçaları vardı. Bu arada da planladığım gibi enerji jelinden bir tane içtim. Ama birkaç istasyon sonra başka yiyecek olmayacağını anlayınca enerji jeli kullanım stratejimi değiştirdim ve 17. 25. ve 33. Km’lerde de birer jel içmeye karar verdim.

Yarış istediğim gibi gidiyordu ama tempoları tam istediğim gibi azaltarak gidemiyordum. 13-14. Km’ler bir parkın içinden geçiyordu, yürüyüş ve piknik yapan insanların arasından geçip gidiyorduk. Onlar da bize biraz anlamsızca bakıyordu. Yarışın yaklaşık 15. km’sinde bir yokuş başlıyor ve tahminen 700-800 m kadar. Bu kısım yarış için çok kritik bir yer buradan inerken 4:20’li tempoları gördüm ama bir de bunun dönüşü olacaktı, enerjimi saklamalıydım.

Buradan sonra yarış ayrı bir havada gitti 18. km ye kadar kumsal kenarında bir yürüyüş yolunda koşuluyordu. Benim de tempom iyice oturmuş ve hızlanmama bağlı olarak diğer koşucuları geçmeye başlamıştım. Ama insan araba ev vs. bir şey yoktu ve güneş artık yakıyordu. Sadece hazırladığım mp3’ler GPS’li saatim ve ben. Bu arada bir enerji jeli daha alıp yoluma devam ettim.

İş sıkıcı bir hal almışken acaba kaçıncı koşuyorum diye düşündüm, maraton dönüşleri de bu esnada başlamıştı ben de karşıdan gelenleri saymaya başladım. Böylece kaçıncı olacağımı bulacaktım. 20. kişiye geldiğimde Eymir‘de hafta sonu koşularında karşılaştığımız ama hiç tanışmadığımız Mert Derman’ı gördüm ve ona da seslendim (harika gidiyorsun!!). Bu aslında kendime de bağırışımdı. 40. sırada son uzun antrenmanda tanıştığım Sondre vardı ve ona da bağırdım (Bravo!!). 21 km’yi 1:43:25 le döndüğümde 92. Sıradaydım. Vay be hiç fena değil. Daha da hızlanacaktım ve birkaç kişi daha geçebilirdim. Artık tempom 4:45 lerdeydi ve her km hızlanmalıydım. “Baba bu sefer daha önde gel tamam mı?”.

25.km de enerji jelimi aldım ve tempomu kontrol ettiğimde 4:44 gördüm. Neden hızlanamamıştım? Sanırım yorgunluk belirtileriydi. Ama hızlanmalıydım önümde geçecek onlarca insan vardı. 26 ve 27. Km’lerde tempom 4:38’di tamam toparlanıyorum derken, hani o 4:20’lerle indiğim yokuşun tırmanış kısmına gelmiştim. Birkaç kişi yürüyordu, bu kadar dik olabilir miydi? Ama bu yokuş öyle ya da böyle çıkılacaktı. Hemen köşedeki pub‘da oturan turistler alkışlıyorlardı. Yokuşu tırmanmaya başladım nabzım iyice yükselmiş tempom da o kadar düşmüştü. Artık 5:10 ile koşuyordum. “Baba bu sefer daha önde gel tamam mı?” .

Yokuşu çıkmıştım ama yüksek nabız devam ediyordu ve hedeflediğim tempomdan uzaklaşıyor gibi hissettim. Nabzıma bakmak istemiyordum, derken son km tempomu okudum. 4:47 gösteriyordu. Yavaş yavaş toparlayacaktım ve öyle yaptım 32. km ye geldiğimde tekrar 4:38 tempo ile koşuyordum. Son enerji jelimi aldım ama artık hızlanamıyordum. Son 10 km de tatlı inişler çıkışlar vardı. Daha fazla hızlanamıyorsam tempomu korumak için koşma kararı aldım. 37. km ye geldiğimde tempomu iyice kaybetmeye başlamıştım ve yürümek istiyordum ama “Baba bu sefer daha önde gel tamam mı?”.

Artık öyle ya da böyle koşuyordum, bundan sonra koşunun tadını çıkarma kararı aldım. Yol kenarında bazı sporseverlerin desteği, koşusunu bitirmiş boynunda madalyaları olan sporcuların alkış ve tezahüratları başlamıştı. Rahat bir tempo (5:05) yakaladım ve sadece koştum. Bu arada birkaç kişi daha geçtiğimi hatırlıyorum.

Son dönemeci döndüğümde artık 700-800 m kalmıştı ve artık tatlı bir eğimle iniyordum saatime baktım 4:40 tempo.

Ve bitiş çizgisini geçerken bende beni alkışlayanları alkışlıyordum. 3:26:52

tolga1

Bir görevli boynuma madalyamı astı. Etrafıma bakındım hiç tanıdık yoktu. Görevliden bir su aldım.

Oğlumun sesini duydum. Arkasından kızım ve eşim geldi ve birbirimize sarıldık.

“Bu sefer daha önde gelmiştim”.

Genel sıralamada 56. Olmuştum.

Teşekkürler sevgili ailem.

Teşekkürler Ankara Koşuyor ve Koşu Kadını.

..Tolga..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s