ANTALYA’DA BİR DEĞİŞİK HAFTASONU

Zaman akıp gidiyor.  İlk maraton hikayemi yazalı 2 yıl olmuş, Bu süre zarfında boş durmadım koşmaya devam ettim tabi ki. Böyle olunca da kişisel gelişim kaçınılmaz oluyor.

Son olarak Kasım 2016 da İstanbul Maratonunu 3:19:36 gibi bir zamanda gene koşunun son 3 km sinde duvara çarpa çarpa, sürtüne sürtüne bitirdim. Zor bitmişti ama kişisel en iyi maratonumu koşmuş olmanın verdiği haz çok az şeyde bulunur.  Her seferinde olduğu gibi bu sefer de artık maraton koşmanın gerekli olmadığı düşüncesine kapılmışken. Ekip (Ankara Koşuyor) devreye girdi.

Yok efendim, 2017 de kim hangi yarışlara katılmak istiyormuşuz? Soru bu olunca cevaplamadan duramadım, seneye İstanbul’da bir maraton daha koşabilirdim. Ama öyle olmayacaktı. Dostum Akın’ın, ‘Antalya’ya gidelim ben oteli ayarladım fiyatı çok uygun’ gibi önerileri,  ekipten hemen hemen herkesin Antalya’da koşacak olması ve sevgili Eşimle bir hafta sonu kaçamağı olabilir mi acaba düşünceleri,  yine yarışın son gününde yapılan benim maraton ve eşimin ilk yarışı olacak olan 10 km yarış kaydına dönüştü. Arkasından da otel rezervasyonunu işlemi tamamlandı.

Hafta sonu planı şöyle olacaktı; Cumartesi yola çıkılacak, Öğlen Antalya’ya varılmış olup yarış kitleri alınacak, otele geçilip biraz dinlendikten sonra ekip ile buluşulup bir şeyler yenilip içilecek, Pazar günü yarış koşulacak arkasından ekiple buluşma, gezme, eğlenme ve pazartesi Ankara’ya dönüş.

Bu sefer yarış koştuktan sonra geceyi o şehirde kalmayı, yani pazartesi günü dönmeyi kafama koymuştum çünkü maraton koştuktan sonra uçak, otobüs vs.’ye yetişmek için koştur koştur yapmak istemiyordum, her seferinde bir işkence oluyordu.

Cumartesi sabah 2 araba yola çıkmak için buluştuk, benim arabamda Eşim, Akın, İlyas ve Sercan, Ali’nin Arabasında Anıl, Alptuğ ve Ecem vardı. Aslanım Ali, tam benim kafadan, susuz sabunsuz Afyon’a kadar sürdük.

1

Yol boyunca arka üçlü hiç susmadı, ‘-vay arkadaş adamların konuşacağı varmış’, gır gır şamata, Afyon’da mola verdiğimizde alayımız tuvalete zor yetişti J  Tamda kahvaltı saati olunca, eşimin yaptığı havuçlu-tarçınlı kek, Anıl’ın annesinin yaptığı muhteşem poğaçalar ve içinde yok yok olan meyveli kek,  kahvelerin yanında muhteşem oldu.

İnsanın karnı tok olunca yolculuk daha keyifli oluyor. Bu arada Sercan’ın özenle kırılmış cevizlerini de yiyerek,  güle oynaya, bi ara düğün arabası gibi oyun havası çala çala yola devam ettik. Tam planladığımız saatte Antalya’ya vardık, kitler için fuar alanına uğradık. Ekipten farklı ulaşım araçları ile gelen arkadaşlarla biraz görüştükten sonra otele geçtik.

2     3

   4

Bu sefer kale içinde bir otelde kalacaktık. Otele vardığımızda hayal kırıklıkları başladı. Akın ve Gurur’un kalacağı odanın rezervasyonu onaylanmamıştı, Ayla’nın rezervasyonu iptal edildiği için başka bir otele geçeceklerdi vs. Aylar önce, kahvaltının erken hazırlanmasını istiyoruz diye mail attığımız otelde kahvaltının 7:30 dan önce hazırlanması mümkün değilmiş.  Neyse güçte olsa erken kahvaltı için oteli ikna ettikten sonra odaya çıktık, Akın’ın durumu içler acısı, odası berbatmış, neyse dedik 2 gece kalıp gideceğiz.

Planlandığı gibi ekiple buluştuk, beraber bir akşam yemeği sohbet muhabbet derken vakit aktı gitti, yarın maraton var erkence gidip odamızda dinlenelim düşüncesi ağır bastı.

Odaya geçtik ve sürprizler başladı, 22:30 da odamızın kapısının baktığı avluda öyle güzel bir fasıl başladı ki, ‘oooohh sabahlar olmasın’. Nihayet gece 02:00 gibi bitti, bu sefer sokaktan güle oynaya, bağıra çağıra geçen insanların sesleri ‘acaba sokakta mı yatıyorum’ hissi uyandırmıştı bende. Saat 03:00 gibi uyumuşum. Saatin alarmı çalınca 06:20 de bomba gibi uyandım.

Kalktık söve söve kahvaltıya indik,

-hadi canım, 33 odalı otelin 29 odası kahvaltı bekliyor.

‘kahvaltı hazır, süper’ derken,

-çay nerde?

-çay daha demini almadı efendim.

-Ekmek göremedim ?

-Daha fırından çıkmamış, gelecek bekliyoruz.

-Dünden kalan kuruvasan var odada onu alıp geleyim bari.

Saat 7:00 oldu. 7:30 da ekiple cam piramitin önünde buluşacağız. Odadan Çantaları alıp gidelim.

-Aaaa. Ekmek geldi.

5Herkes hazır,  gece geç gelen ve otel yönetimine benden 5 kat fazla söven Gurur’u da aldık arabaya, gideceğiz ama otopark kilitli,

-Anahtar nerede? Dün park ederken görevliye erken çıkacağımı söylemiştim,

-Evine götürmüş efendim. 15’ bekleyin gelir.

-Vaktimiz yok. L

Tabii bu arada saat 7:30 olmuştu. Ekip olmanın gücü burada işte, o sinirle, sağolsun arkadaşlar otopark kapısını menteşesinden güzelce çıkararak kapıyı açtılar, arabayı otoparktan çıkardık. Ankara Koşuyor ile buluşacağımız yere vardığımızda herkes bizi bekliyordu. Ekiple birlikte fotoğraf çekilme sohbet, Azime’nin geç kaldınız muhabbeti derken yarış için ısınma zamanı geldi.

6

Eşim 10km koşacağı için yarım saat geç start alacaktı. Ama benim startıma kadar beraber takıldık biraz ısınma yaptım. Ona önerim ilk yarışı olduğu için gezi tadında bir koşu yapması keyif alması gerektiği oldu. Zaten düzenli bir koşucu değildi bir iddiası da yoktu, ama son 3 hafta önerdiğim 9 koşu antrenmanını harfiyen yerine getirmişti.

7   8

Ekipten Maraton koşacak 4 kişi, Anıl, Can, İlyas ve ben. İlyas’ın ilk maratonu, ayrı bir heyecanlı tabii. Startta hiç birini görmedim. Hanımla takılırken geç kalmışım, starta 3-4 dakika kala kalabalığa karıştım. Onlar önlerdeydi. Yanıma kürek çektiğim günlerden tanıdığım Hakan geldi sohbete daldık, yarı maraton koşacaktı tempomuz uyarsa beraber koşalım dedim, sen git abi ben yavaş koşacağım dedi. Start ne zaman verildi anlamadım. Çizgiyi geçtim, koşu başlamıştı.

Yarış koşmadan önce kürek günlerimden kalma bir alışkanlık, hep planlama yaparım. Bu yarışı daha genel düşünüm 9 a bölmüştüm. 8 tane 5km koşacaktım, kalan 2.2km de ödülü olacaktı. Planladığım gibi negatif split yaptım. 21. km yi döndüğümde, karşıdan gelenleri saydığım için biliyorum, 63. sıradaydım, yarış bittiğinde ise 32. Olmuştum. Duvar muvar yok, sürtünme mürtünme yok, nasıl bu kadar rahat ve keyifli oldu anlamadım. 3:15:34 ile En iyi maraton derecemi koşmuştum.

Koşunun son 1 km si bu sene parkın içine alınmıştı.  Parka girdikten 200 m sonra Akın’ı gördüm.

-Haydi şu kadarcık kaldı. Dedi.

Benimle beraber koşmaya başladı zaten tempom olması gerekenden yüksekti daha da yükselttim, Akın susmuyordu. Benden sonra diğer arkadaşlara da finish shuttle yapacaktı. :)

9

-Haydi koru kendini az kaldı. Dedi.

-Önümde koş Akın. dedim.

İleri bakıyordum, ortada bitiş çizgisi felan yok, ‘ alla alla bitiş nerede ki?’

Bir köşe gördüm, Aman tanrım Tüm ekip orada, Eşim Nurhayat, Alptuğ, Ecem, İnci, Mete, Gül, Ayla, Sercan, Engin ve o atmosferde şimdi hatırlayamadığım bir sürü dost.  Süper bir karşılama olmuştu.

10Köşeyi döndüm, 50 m sonra finish yazıyordu. Ali güzelce oturmuş Fotoğraf için bekliyordu. Herkese çok çok çok teşekkür ederim.  Koşu bitti, sarılmalar kutlamalar on numara.

11Günün bombası eşimden gelmişti. İlk 10 km koşusunu 59 dakikada tamamlamıştı. Bence gelecek vadediyor.

Benden sonra Can, Anıl ve İlyas’ta sağ salim maratonunu bitirmişti. ‘Sağ salim’ bu koşu için anlamlı bir cümle. Anmadan geçemeyeceğim, daha sonra soyunma odasında öğrendiğim, yarı maraton koşarken son 500m de hayatını kaybeden Zeynel Murat Batur’a çok üzüldüm. Mekanı cennet olsun.

Yarış bittikten sonra bir şeye yetişmek zorunda olmamanın keyfi ile yavaş yavaş hareket ederek otele oradan da yemek için yine Ankara Koşuyor ile buluşmaya gittik. Akşama kadar gezdik, otelde o gece fasıl olmadı, güzel uyumuşum.

Pazartesi günü Serkan’ın bize bahşettiği Piyazcı Ahmet’te köfte ve piyazımızı yedikten sonra keyifli ve dinlenmiş bir şekilde Ankara’ya döndük.

Yarış organizasyonu için şunlar söylenebilir. İstasyonlar yeterli ve yerindeydi. İhtiyaç duymadığım için su dışında başka bir şey var mıydı dikkat etmedim ama elma, portakal, meyve suyu olduğunu sonradan öğrendim.

Parkurun son 1 km sinin park içinde koşulması benim için keyifliydi ama park içindeki yol, yarış için gerçekten dar, her sene bir şekilde çakışan 10km ve yarı maraton kalabalığını burada düşünmek bile istemiyorum. Acil durumlarda Ambulans gibi girmesi gereken araçlar için yeterli değil. Yarış bittiğinde maraton koşanlara su dışında yiyecek içecek hiç bir şey kalmamıştı. Yarış sonunda ‘finish’ yazısını görerek koşmak daha motive edici oluyordu. Organizasyonun bunları düşünerek hareket etmesini beklerim.

Son olarak, bu hafta sonu yarışlar için çok önemli bir bilgiyi de test etmiş oldum, yarış günü çok iyi uyuyamasanız bile yarış haftası düzenli bir uyku uyuduysanız, performansınız öyle aman aman değişmeyecektir. J

Sevgilerle.

A.Tolga

Reklamlar